Ben Geldim

bir gece ısrarla telefonum çaldı, uyku sersemi baktım numara kayıtlı değil. hemen yatakta doğrulup açtım telefonu. telefonun ucunda çaresiz, masum bir ses; hıçkıra hıçkıra ağlayarak yardım istedi benden. sakin olmasını söyledim ve ne olduğunu sordum. soru sormamı istemedi. sadece gel diyordu bana, nerede olduğunu sordum. çok uzakta değildi bana, hazırlandım çıktım. taksi durağına kadar koştum. taksiye atladığım gibi yanına gittim. beni görünce birden boynuma sarıldı. yaklaşık 2-3 dakika o şekilde durduk, göz yaşlarının boynumu ıslattığını hissediyordum. çaresizliği akıyordu gözlerinden, iyice sarıldım güvende hissetmesi için. feci şekilde alkol kokuyordu. koluna girdim ve açık bir yer aramaya koyulduk.. biraz daha sakinleşmişti, sesi çıkmıyordu artık. bir çorbacı bulduk, oturttum ne içmek istediğini sordum başta cevap vermedi, tekrarladım “ne içmek istersin?” diye yüzüme baktı, sen karar ver dedi. ben de kelle paça istedim ikimiz için de, bir güzel içtik, iyice kendine geldi. üstüne kahve ikram ettiler onu da içtik..

ne olduğunu sorduğumda cevap vermedi, sadece kalkmak istediğini söyledi. hesabı ödeyip kalktık, yavaş yavaş yürümeye başladık tekrar. taksiye binip eve gidelim dedim, istemedi. yürüyelim yürüyerek gitmek istiyorum dedi. tamam dedim. yavaş yavaş yürümeye koyulduk, yolumuz biraz uzundu, saatte epey geç olmuştu, biraz da soğuk vardı. koluma girdi, ben de elimi omzuna atıp sardım, bu sefer de belime sarıldı sımsıkı. hiç konuşmadık, konuşmak istemediğinin farkındaydım. yaklaşık yarım saat yürüdükten sonra eve geldik.. bir kahve daha içer misin? diye sordum. beraber yapalım dedi, tamam dedim geçtik mutfağa. kahveyi o yaptı, ben sadece yanında durdum ve onu izledim. içim içimi yiyordu, ne olduğunu çok merak ediyordum. iki kere sormama rağmen söylememişti, anlatmaya da hiç niyeti yok gibiydi. kahvelerimizi yaptı, benden özür dileyerek sigara içmek istediğini söyledi, biliyordu sigaradan nefret ettiğimi. ben de sorun olmadığını, içmesini söyledim. kahve sigara keyfi yapar gibiydi, sonra “çok özür dilerim” dedi. “neden?” diye sordum. bu saatte benim için kalkıp nerelere geldin, benim için uykundan oldun dedi. sorun olmadığını söyledim. tekrar sordum, ne oldu? diye. ne olduğunu ben de bilmiyorum, konuşmasak daha iyi olur dedi. ben de tamam diyerek. sustum.. sonra odama geçtik, üstünü değiştirmesi için bir şeyler verdim ve çıktım. daha sonra gelebilirsin diye seslendi. bilgisayarım açıktı, uyurken müzik dinlerdim.. biraz bakabilir miyim? diye sordu. tabii, dilediğin gibi dedim. bir şarkı açtı cem adrian – ben geldim. çok şey anlatıyordu aslında o şarkı, ama o an ben ona konsantre olamadım. aklımda hep “ne oldu?” sorusu vardı cevabını alamadığım. şarkı bitti, uyumak istediğini söyledi. yatağıma yattı üstünü örttüm. ben de bir battaniye çıkartarak, yanındaki koltuğa uzandım. 5 dakika geçmeden uyuyakaldı. bir süre onu izledim, sonra tekrar cem adrian’dan – ben geldim şarkısını açtım. bana ben geldim diyordu, bir mesaj veriyordu. 1 saate yakın dinledim. sonra uyuyakalmışım ben de.

öğlene doğru beni öptüğünü hissettim gözlerimi açtığımda “ne uyudun be uykucu adam” dedi. üstümden battaniyeyi çekti aldı. ellerimden tutup, “doğru elini yüzünü yıka hemen kahvaltıya” dedi.  mutfağa gittim, krep yapmış, çay demlemiş evde olanlardan bir şeyler hazırlamış. yüzüne baktım gülümsedim, rahat uyudun mu? diye sordum. evet çok teşekkür ederim dedi. rica ederim dedim. çay doldurdu, kaç şeker diye sormasını beklerken, büyük bardağa 5 tane şeker attı. sen şekerli seviyorsun biliyorum ben seni dedi. gerçekten de bildi. kahvaltımızı yaptık, ortalığı toparlamak istedim, sen karışma git odana, ben toplar bulaşıkları da yıkarım dedi. tamam deyip çekildim odama. bir süre geçti geldi yanıma, artık gitmesi gerektiğini söyledi. tamam dedim. bir sorun olduğunda aramasının yeterli olduğunu söyledim. biliyorum ve seni çok seviyorum dedi. boynuma sarıldı, sonra ben de öptüm onu. huzura kavuşmuş gibi olduk. dudaklarının sıcaklığı ısıttı beni. sımsıkı sarıldı bana, gitmem gerekiyor dedi. kapıya kadar eşlik ettim ve uğurladım. 5-10 dakika geçmeden mesaj attı. “bana daha önce hiç duymadığım bir kaç şey söyleyebilir misin?” dedi. “hoş geldin deli kız” dedim. “salak” diye yazdı bu sefer. bir süre mesajlaştık böyle..

sonra bilgisayar başına geçtim. tekrar cem adrian – ben geldim’i açtım. her sözü, her cümleyi, her kelimeyi bir bir ezberledim. o gece ona olanların, bir anlık şeyler olmadığını anladım. birçok şey yaşadığını ve bana ihtiyacı olduğunu hissettim.. bir şakıyla hissettirdi bunları bana. gülümsedim kendi kendime. o gece ne olduğunu hiç öğrenemedim. sonra öğrenmek istemediğimi de anladım. bir daha da hiç sormadım. sadece yaşadım. sorgusuz sualsiz..

Cevapla

*

Sonraki YazıWordPress metin hizala: İki yan yasla