bir kadını hayatının merkezine koymak!

bir kadına sahip olmak ve o kadını hayatınızın tam orta noktasına koymak istediğiniz oldu mu hiç? olmuştur mutlaka. girişimleriniz bazen olumlu sonuçlansa da, bazen de sonuçsuz kalmış olabilir. belki yılmışsınızdır artık, belki de hala olması için uğraşıyorsunuzdur, arayış içerisindesinizdir!.. bu durumla ilgili ben biraz kendimden bahsedeceğim sizlere.

kısık sesle dinlediğim playlist’im, nescafe’m, çikolata’m tamam, gözyaşı yok, bugün gözyaşına gerekte yok…
yazmamak için bir sebep yokken, yazmak için fazlasıyla sebep var. öncelikle yalnızım. onsuzum. hayatımın merkez noktası boş, orada hiçbir şey yok. bir kadın olması gerekiyordu ama yok.
seneler önce vardı, olmuştu, dolmuştu orası. tam o noktada dimdik duran bir kadın vardı. benim için yüceydi, asildi, tekti, vazgeçilmezdi. ama bir anda o benden vazgeçti. onu suçlamadım, demek ki ona yetememiştim, hatalarım vardı belki de… merkez noktam çöktü, kalbim kırıldı, yüreğim harabeye döndü, düşlerim yok oldu, hayallerim suya düştü. bir süre kendime gelemedim, saçmaladım, farkına varamadım. böyle bir şeyin olamayacağını düşündüm. en güvendiğiniz dal kırılıyor, yükseklerden düşüyorsunuz. bir anda ayağa kalkamazsınız, belki de hiç kalkamazsınız. benim için de öyle oldu. toparlanamadım. kendime uğraşacak başka şeyler aradım, ararken faklı şeyler buldum. zamana bırakmayı öğrendim, zamana bıraktıkça hafifledi acılarım, dindi ağrılarım… çünkü; üstüne basa basa söylüyorum zamanla “unutmadım!” sadece alıştım. onun yokluğunda hayatla mücadele edebilmeyi başardım. o olmadan da nefes alabileceğimi fark ettim, mecbur kaldım aslında. ama asla bir başka kadını onun bıraktığı boşluğu doldurması için hayatıma sokmadım, sokamadım, sokmak istemedim. çünkü kalbim kabul etmedi… hiçbir kadının vücudu, onun elleri, öpüşü, sarılışı, bakışı, gülüşü kadar zevk vermedi bana. hiçbir kadın heyecanlandıramadı beni. hiçbir kadın kalbimin hızını değiştiremedi. seneler geçti, çok kadınla bir şeyler yaşadım. haklarını yiyemem, arkalarından konuşamam ama  hiçbirisini sevemedim… üzgünüm…
seneler geçti… bir çok yeni insan tanıdım. dostum, arkadaşım, kardeşim bir çok kişi oldu hayatımda. sevgiden, saygıdan yana hiç eksik kalmadım. hep sevildim, sayıldım, değer gördüm. fakat artık aşk’a ihtiyaç duymaya başladım. bir kadına ihtiyacım olduğunu hissetmeye başladım seneler sonra. beni heyecanlandıracak, kalbimi okşayacak bir kadına gerçek anlamda ihtiyacım var. her sabah günaydın mesajı atabileceğim veya günaydın öpücüğüyle onu uyandırabileceğim, gün içerisinde ne yaparsam kelime kelime anlatabileceğim, onun anlattıklarını dinleyebileceğim. anlatırken ve dinlerken heyecanlanayacağım. gece iyi geceler mesajıyla veya iyi geceler öpücüğüyle uyutabileceğim. uzun uzadıya onu kalbimin en derinlerinden gelen eşsiz sevgi ve aşk cümleleriyle yazabileceğim, 24 saatimin 24 saatini de onunla geçirsem dahi bir an bile sıkılmayacağım bir kadın istiyorum.
ona dost, kardeş, abi, baba, sevgili, eş olmak istiyorum. beraber saçmalayıp, beraber eğlenip, gülmek! gerektiği zaman ağlamak. bazen umarsızca çocuklaşmak istiyorum. dünlerimi geride bırakıp, onunla yarınlarımızı yaşamak istiyorum…
bir kere darbe aldım, yıkıldım, ezildim, büzüldüm… çocuktum! yaşadıklarım tecrübe oldu. güçlendim artık, bir kadını hayatımın merkezime koyduğum zaman orada dimdik durmasını sağlayabilecek her şeyi yapabilecek düzeydeyim. onun orada sıkılmamasını sağlarım… çünkü artık çocuk değilim, tecrübesiz değilim…
beni heyecanlandıran birisi artık var, ama ben onu heyecanlandırmıyorum. ben onu düşünüp bin bir türlü hayaller kurarken, o beni düşünmüyor bile… ben onu yazarken, o bunları okumuyor belki de… doğru insan olsa da, doğru zaman olmayınca da olmuyor işte. şimdilik bekliyorum… “beklemek, keskin!” 
bir kadını hayatının merkez noktasına yerleştirmek ve hayatını onun çevresinde yapılandırmak. işte buna aşk diyoruz.

Cevapla

*

Sonraki YazıBilgisayardan Instagrama Fotoğraf Yükleme