Erken Uyanmak

gece geç yatıyorum, sabah erken uyanıyorum. uyumanın zaman kaybı ve çoğu zaman çok uyumanın da gereksiz ve zararlı olduğunu düşünüyorum. bunu yaşayarak test ettim.

hem okuyup, hem çalıştığım dönemlerde gece 4 – 4:30′da uyuyup (o saate kadar ya ev arkadaşlarımla vakit geçiriyorum, ya da kendimi geliştirmek, bir işi yetiştirmek için çalışıyordum), sabah 7′de uyanıp dersimin olduğu günler derse olmadığı günlerde ise işe gidiyordum. böylelikle 5 gün içerisinde toplasak en fazla 20-25 saat uyumuş oluyordum. bana geriye epey bir vakit kalıyordu. geriye kalan bu zamanları ise, en verimli şekilde değerlendirmeye çalışıyordum. çalışmadığım ve okula pek uğramadığım dönemde gece yine sabaha doğru uyuyor, akşama doğru da uyanıyordum. tüm günümün boş olmasına rağmen hiçbir şey yapmadan tüm günümü evde geçiriyordum. zamanımı “boşa harcıyordum”

daha sonra bu durumdan sıkıldım. uğraşacağım bir şeyler aramaya başladım ve kendime uygun, kendimi geliştirmek istediğim bir alanda iş buldum. işe başladıktan sonra hayatıma inanılmaz bir çeki düzen geldiğini söyleyebilirim. o çalışmadığım dönemlerde kalan boş vakitlerimde boş boş oturduğum için çok üzüldüm ve arar oldum diyebilirim. o zamanlar yapmadığım/yapamadığım her şeyi bu dönemde yapmaya başladım. üniversite’de bir kulübe katıldım, kısa sürede o kulüpte yönetim kuruluna dahil olup etkinliklerin düzenlemesinde yardımcı oldum. etkinlikler düzenledim. sürekli şehir dışındaki etkinlikleri takip edip, vakit buldukça; ankara, eskişehir, istanbul’daki etkinliklere gitmeye özen gösterdim. bu etkinlikler sayesinde iş dünyasından birçok insanla tanıştım. network’ümü genişletmiş oldum. ayrıca tenise başladım, haftanın 3 günü kurs alıp, geri kalan günlerde ise kurstan arkadaşlarla kort kiralayıp kendimizi geliştirmek için maçlar yaptık. şuan iyi bir seviyeye o dönem sayesinde geldim. kendimi tamamen sokağa attığım bir dönem oldu. uyanıyor, okula/işe gidiyor. sonrasında tenis’e gidip ardından yine sokaklarda güne devam ediyordum. bu sayede sürekli kendimi geliştiriyor, bir şeyleri başarıyor ve başardığımı görünce daha da çok motive oluyordum. açıkcası bir şeyleri kovalıyor ve arzuluyordum.

tedxistanbul’da konuşma yapan emin çapa şöyle diyor; “başarı onu arzulayan ve ona hazır olana gelir. başarı aşk gibidir. ben olduğum yerde duruyorum, hiç dışarıya çıkmıyorum ve hayatımın aşkını arıyorum. bu mümkün değil. dışarı çıkmam onun peşinde koşmam gerekiyor. başarı da öyle. hayatınızın aşkını evde oturarak bulamazsınız. hayatınızın aşkını bulmak için onu arzulayacaksınız ve peşinde koşacaksınız.”

işe başlamamın ardından kendimi erken kalkmaya alıştırmam sayesinde, ilk zamanlar ne kadar uyku sorunu çeksem de güne erken başlamın bana büyük katkıları olduğunu söyleyebilirim. bununla ilgili de zamanında bir yazı okumuştum. “kendime son 5 yılda yaptığım en büyük yatırım erken kalkmak” bu yazıda da erken kalkmanın önemi oldukça açık ve net.

dediğim gibi o dönem ben de farkında olmasam da kendime büyük bir yatırım yapıp, erken kalkmaya, güne erken başlamaya böylelikle zaman kontrolümü daha rahat yapmaya başlamıştım. böylelikle boş zamanlarımda yapamadığım şeyleri “kısıtlı boş zamanımda” yapmaya başlamıştım. bunun sebebi de erken uyanmak, az uyumak, başarıyı arzulamak ve fedakarlık göstermek.

erken uyanın, çok çalışın, başarıyı isteyin ve onun peşinden koşun. bir şeylerden fedakarlık göstermeden kazanmak çok zor.

alarmı kuruyorum, uyanmak isteyen?

Sonraki YazıC ile Asal Sayıları Bulma